
Rus - Türk İşadamları Birliği (RTİB) Yönetim Kurulu Başkanı ve Vestel Rusya Genel Müdürü Ali Tunç Can, RTİB'in çalışmalarını ve Rusya'daki Türk iş dünyasının karşılaştığı sorunları, Avrasya Haber'e değerlendirdi.
1966 Adana doğumlu olan Ali Tunç Can, İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak Mühendisliği Bölümü mezunu. Beş yıldan bu yana, Vestel'in Rusya Genel Müdürü. olan Can, 30 Ağustos 2009'da düzenlenen RTİB Genel Kurulu'nda, RTİB Yönetim Kurulu Başkanı seçildi.
- Yaklaşık dört ay önce, RTİB Başkanı seçildiniz. Derneğin geldiği noktayı ve bundan sonrasına ilişkin hedeflerinizi anlatır mısınız?
- 1997 yılında kurulan derneğimizin, 300'den fazla üyesi bulunuyor. Rusya genelinde ise, orta ve büyük girişim sahibi Türklerin sayısının 600-700 civarında olduğunu tahmin ediyoruz. Hedefimiz, bu Türk girişimcilerin tamamına ulaşarak onları bir çatı altında toplamaktır. Dernek, bu zamana kadar, Türkiye'yi Rusya'da temsil etmek konusunda olsun, Türk girişimcilerin sorunlarına çözüm bulmak konusunda olsun, önemli işlere imza attı. Fakat yakın zamanlara kadar, dernek, güçlü bir kurumsal yapıya kavuşmamıştı ve bütün işler, bir tek kişinin fedekarca çabalarıyla yürütülüyordu. Bu durum, kurumun devamlılığı açısından da sorunlar oluşturduğu gibi, son dönemlerde derneğin fazla etkin olamaması, bu zamana kadar elde edilen başarıların ve sarfedilen emeklerin boşa gitmesi riskini beraberinde getirecekti. Biz, yeni yönetim olarak, hızlı bir kurumsallaşma sürecine girdik. Yeni yönetim olarak, birliğimizi kurumsallaştırmayı, temel öncelik olarak kabul ettik. Yeni bir ofis, yeni bir profesyonel yönetici, dernek tüzüğü, yeni bir web sitesi (www.rtib.com) gibi çalışmaları, kendi işlerimizdeki yoğun tempoya rağmen gerçekleştirdik. Dışarıdan fazla görünmese de, içeride yoğun bir inşaat faaliyeti devam etti.
Derneğimiz, Rusya'daki ekonomik sorunlara ve benzeri konulara ilişkin olarak aylık bilgilendirme toplantıları düzenliyor. Yakın bir zamanda, bu toplantılara ek olarak, her bir sektöre ilişkin ayrı şekilde aylık bilgilendirme toplantıları düzenleyeceğiz.
Bundan sonraki hedefimiz, sektör bazlı örgütlenmeye giderek (İnşaat, finans, turizm, sanayi, tekstil) aynı sektörde çalışan (yani aslında birbirine rakip olan) Türk işadamlarını biraraya getirerek hem onları ortak çıkarları çerçevesinde toplamak, hem de Türkiye'den, bu sektörlerde faaliyet yürütüp Rusya pazarına ilgi duyanlara yol göstermektir.
Sektör faaliyetleri etrafında örgütlenmek, çok önemlidir. Mesela, tekstil sektörünün karşılaştığı sıkıntılar nelerdir diye sorulsa, bu sektörden bir kişi bir türlü, bir başkası, başka türlü konuşabilir. Oysa burada bir komisyon etrafında bu sektörde çalışanları topladığımızda, ortak sorunların neler olduğu masaya yatırılır, öneriler ortaya konur ve bu çerçevede, gerek Rus, gerekse Türk makamları nezdinde somut girişimlerde bulunulur. Türkiye'den de mesela, Rusya'da tekstil işi yapmak isteyenler, doğrudan doğruya bu sektörün komisyon başkanı ile görüşerek, Rusya pazarı hakkında en geniş ve derli toplu bilgileri edinirler. Bu, Türk iş dünyasının son derece ihtiyaç duyduğu bir konu. Bu çerçevede, Türkiye'de belli sektörelrde faaliyet gösterenlerin toplandığı odalarla, derneklerle, birliklerle ilişkilerimizi yoğunlaştıracağız. Diğer taraftan, her bir sektöre yönelik olarak el kitapları hazırlayacağız ve bu kitaplar, en geç iki yılda bir güncellenecek şekilde, web sitemizde yayımlanacak.
Bütün bu çalışmalarımız, bizim genel hedefimize, yani, Türkiye ile Rusya arasındaki ticaretin gelişmesi amacına hizmet edecektir. Evet, Türkiye ile Rusya arasındaki ticaret hacmi çok büyük olabilir, ama bunun önemli kısmını, Türkiye'nin Rusya'dan doğalgaz ithali oluşturuyor. Bu nedenle de, Türkiye, Rusya'yla ilişkilerinde büyük bir ticaret açığı var. Amacımız, Türk iş dünyasına yol göstererek ve buradaki Türk işadamlarını bir çatı altında örgütleyerek, bu dış ticaret açığının kapanmasını sağlamaktır.
- Yeni yönetim, Türk girişimcilerin Rus makamları ile irtibatı konusunda ne öngörüyor?
- Bizim hedefimiz, bütün çalışmalarımızı, etkinliklerimizi, sorun çözecek şekilde yürütmek. Devlet yetkilileriyle görüşmeler, bizim sektör bazlı çalışmalarımız çerçevesinde gerçekleştirilecek. Yani, sektör bazlı örgütlenmemiz tamamlandığında ve sektörlerin sorunları bu komisyonlarda belirlendiğinde, her bir sektörle ilgili olan devlet kurumu yada bakanlıkla irtibata geçilerek, sorunun çözümüne yönelik görüşmeler gerçekleştirilecek ve böylelikle, Türk iş dünyası ile Rusya makamları arasında sağlam bir köprü kurulmuş olacak.
- Peki, yeni yönetim kurulunda bulunanların çoğunun Türkiye'deki kuruluşların Rusya'daki genel müdürlerinden oluştuğu ve bunun, RTİB'in yapısı açısından bir zaaf teşkil ettiği ileri sürülüyor. Başka, RTİB'in yönetim kurulu üyesi olan bir genel müdürün, yakın bir zamanda bir başka yere tayin edilmesi ihtimalinin, RTİB'in zayıf noktası olduğu söyleniyor.
- Öncelikle şunu söyleyeyim, pek çoğumuzun genel müdür olması, dernek açısından bir avantaj durumunda. Çünkü bizler, büyük kurumsal yapılardan geldiğimiz için, derneğin kurumsallaşma sürecinin, bizim bu vasfımızla paralel gittiğini söyleyebiliriz. Yönetim kurulumuzun önemli bir kısmı, yerleşik kişilerden oluşuyor. Yerleşik olmayanların, yakın bir gelecekte buradan başka bir yere atanmaları söz konusu değil. Öyle bir durum olsa bile, burada bütün yönetim kurulu üyelerinin yedekleri var. Bizler, Türk iş dünyasının sorunlarına çözüm getirmek istediğimiz için yönetime aday olduk ve gerçekten de, gelmiş olduğumuz konum itibariyle, derneği ileriye götürmekten ve Türk iş dünyasının önünü açmaktan başka bir beklentimiz olamaz. Derneğimizin girmiş olduğu kurumsallaşma sürecini de göz önünde bulundurursak, ben, genel müdürlük konumunun, derneğin geleceği açısından bir handikap oluşturduğunu düşünmüyorum.
- Ekonomik kriz, Rusya'daki Türk girişimlerini nasıl etkiledi?
- Rusya'daki Türk firmaları, başlıca, altı sektörde faaliyet gösteriyor: İnşaat, turizm, tekstil, sanayi, lojistik hizmetler ve finans. İnşaat sektöründe, devletten iş alan firmaların dışındakilerin, yani özel sektörle iş yapan firmaların faaliyetleri durdu. Turizm sektöründe ise, korkulan senaryo gerçekleşmedi. Türkiye'yi ziyaret eden Rus turistlerin sayısında biraz azalma olsa da, Türkiye'nin turizm sektöründeki kaybı, diğer ülkelerin kaybının yanında hafif kaldı.
Tekstil sektöründe, en büyük sorun, Rusya'nın haksız gümrük uygulamalarıdır. Bu sorun, hala devam ediyor. Ayrıca, pazar yerlerindeki belirsizlikler, tekstil sektörümüzü çok etkiledi.
Sanayi sektöründe ise, üretimi Rusya'da gerçekleştiren firmalar, krizden az yara aldılar. Satışlarda bir miktar düşüş olsa da, Rusya'nın ithalatı çok düştüğü için, burada üretim yapan Türk firmaları, pazar paylarını arttırdılar.
Lojistik hizmetler sektörü, özellikle gümrüklerdeki haksız uygulamalardan dolayı, neredeyse battı.
Finans sektörüne gelecek olursak, Rusya'daki Türk bankalarının altyapıları son derece sağlamdır. Bu nedenle, kriz döneminde fazla yara almadılar. Hatta, krizden güçlenerek çıkıyorlar.
Diğer yandan, özellikle Rusya'ya mal ihracatında bulunanlar, ki buna meyve sebze ihracatçıları da dahildir, hem kriz şartlarından, hem de Rusya'nın sözünü etmiş olduğum haksız gümrük uygulamalarından dolayı, son dönemde çok zarar ettiler.
- Rusya'nın haksız gümrük uygulamalarından bahsettiniz. Rusya'da son dönemlerde, inşaat sektörü de dahil olmak üzere, ekonominin bütün alanlarında yabancılara karşı milliyetçi eğilimlerin geliştiğine katılıyor musunuz?
- Hayır, ben bütün sektörlerde nasyonalist eğilimler görmüyorum. Evet, inşaat sektörünün yapısı değişmiş olabilir. Eskiden, Türk inşaat firmaları, buralarda çok büyük işler alıyordu. Son zamanlarda, yerli inşaat sektörünün de gelişmesiyle birlikte, daha ekonomik olan ve daha kaliteli iş yapanların kazandığı yeni bir yapı ortaya çıktı. Bunu yabancı düşmanlığına bağlamak yanlıştır. Sadece inşaat sektöründe değil, ekonomiklik unsurunun ön planda olduğu (yani, askeri sanayi gibi stratejik unsurların ön planda olmadığı) her sektörde, hangi milletten olursa olsun, ekonomik olan, kaliteli olan ve işini zamanında yapan, kazanır.







