Ukrayna'da yarın, devlet başkanlığı seçimlerinin ikinci turu düzenleniyor.
Ukrayna, turuncu devrim eşliğinde gerçekleşen 2004 yılındaki devlet başkanlığı seçimlerinden bu yana, sürekli siyasi çalkantılara sahne oluyor. Ülkede siyasi istikrarın bulunmaması, Ukrayna'nın küresel ekonomik krizden en yoğun etkilenen ülkeler arasında yer almasına neden oldu. Bu nedenle, yarın ikinci turu düzenlenecek devlet başkanlığı seçimleri sonrasında ülkenin nasıl bir yön izleyeceği ve bu seçimlerin Ukrayna'ya siyasi istikrarı getirip getirmeyeceği, gerek bölge devletleri, gerek büyük devletler, gerekse Ukrayna'ya yatırım yapan işadamları açısından, yaklaşık iki yıldır, yanıtı merakla beklenen bir soru durumunda.
Öte yandan, özellikle son bir haftada yaşanan gelişmeler, seçimleri izleyen haftalarda ülkenin ciddi çalkantılara sahne olabileceğine işaret ediyor. Bu yazıda, Ukrayna'nın temel siyasi yapısını ve seçim öncesi ortamı ele alacağız.
- Ukrayna: İki Farklı Bölge, İki Farklı Siyasi Tercih
Ukrayna'nın iç ve dış politikasını belirleyen en önemli etkenlerin başında, ülkenin farklı bölgelerinin siyasi kutuplaşması geliyor.
1 -- "Rusya dostu" Doğu Ukrayna
Ukrayna'nın .doğu ve güney bölgeleri, Rusya'ya yakınlık duyan kesimin yaşadığı ve ülkenin sanayi merkezi olan yerler. Rusya yanlısı söylemleriyle tanınan Bölgeler Partisi Genel Başkanı ve şimdiki devlet başkanlığı seçimlerinin ikinci turunun iki adayından biri olan Viktor Yanukoviç'in seçmen kitlesinin büyük çoğunluğu, bu bölgede.
Ağırlıklı olarak Rusça konuşan Doğu Ukraynalı seçmen kitlesi, Devlet Başkanı Viktor Yuşçenko'nun Ukraynaca'yı eğitimde ve kitle iletişim araçlarında egemen kılma ve NATO üyeliği girişimlerine, sert biçimde tepkisini göstermişti. (Burada belirtelim, Doğu Ukrayna'da, türedi zenginler kesiminin partisi sayılabilecek ana muhalefetteki Bölgeler Partisi ile Ukrayna Komünist Partisi, pek çok konuda, aynı safta yer alıyor)
-- Kırım: Bölgenin barut fıçısı
Doğu ve Güney Ukrayna'da Kırım Özerk Cumhuriyeti'nin, ayrı bir özelliğe sahip olduğunu da burada vurgulamak gerekiyor. Zira, 1954 yılında dönemin Sovyet lideri Nikita Kruşçev'in kararıyla Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne bağlanan Kırım'da halkın büyük çoğunluğunu, Rus kökenliler oluşturuyor. Bu nedenle, Doğu ve Güney Ukrayna'nın diğer bölgelerinden farklı olarak, Kırım nüfusunun çoğunluğu, kendisini Ukrayna'ya fazla bağlı hissetmiyor ve NATO üyeliği söz konusu olduğunda yerel siyasetçiler açıkça, "Ukrayna NATO'ya girecekse, biz Ukrayna bünyesinde olmayacağız", diyebiliyor.
-- Kırım Tatarları
Kırım'da ayrıca, Tatarları belirtmek gerek. Stalin döneminde Orta Asya'ya sürülen ve ülkelerine dönmeleri ancak 1990'lı yılların başlarını bulan Kırım Tatarları, memleketlerine döndüklerinde, eski mülklerinin Rusların elinde olduğunu gördüler. Kırım Tatarları'nın toprak sorunu, bölgenin en ciddi sorunlarından biri durumunda. Kırım Yarımadası'ndaki Rus çoğunlukla ciddi sürtüşme içinde olan Kırım Tatarları, 2004 yılında, toprak sorunlarının çözüleceği umuduyla ve Rusya'ya tepki olarak, Rusya karşıtı ve Batı yanlısı aday Viktor Yuşçenko'yu desteklemişti. Ancak, Yuşçenko'nun Kırım Tatarları'nın beklentilerini karşılayamaması, Kırım Tatarları'nda hayal kırıklığı yarattı. Gerek bu nednele, gerekse Yuşçenko'nun kamuoyu desteğinin ülke genelinde giderek azalması nedeniyle Kırım Tatar Meclisi, bu seçimlerin ilk turunda tarafsız kalma, ikinci turunda ise, Yulya Timoşenko'yu destekleme kararı aldı.
2 - Milliyetçi Batı Ukrayna
Ülkenin batısına doğru gidildikçe, Rusya karşıtı ve Ukrayna milliyetçisi eğilimler artıyor. Özellikle en batıda bulunan Galiçya bölgesi (Lvov, İvano Frankovsk ve Ternopol illeri), Rusya karşıtlığının en yoğun olduğu bölgeler. Ukrayna'nın diğer pek çok bölgesinden farklı olarak 19. yüzyılda ve 20. yüzyıl başlarında Rus Çarlığı'nın değil Avusturya Macaristan İmparatorluğu'nun egemenliğinde kalan Galiçya, Sovyet devriminden sonra da, 1939 yılına kadar, Polonya egemenliğini yaşadı. Milliyetçi ve Rusya karşıtı özelliği ile bilinen ve tarım ağırlıklı ekonomiye sahip olan Galiçya bölgesi, Ukrayna'nın bağımsızlık tarihinin bütün devlet başkanlığı seçimlerinde, Rusya'ya en mesafeli adayı desteklemiştir. 2004 yılındaki turuncu devrimin başlangıç noktasının da Galiçya'nın Lvov kenti olduğunu ve buradan onbinlerce kişinin başkent Kiev'e giderek eyleme katıldıklarını hatırlamakta yarar var.
- Turuncu Devrim ve Hayalkırıklığı
2004 yılındaki turuncu devrim dönemi, halk düzeyinde siyasi kutuplaşmanın en yoğun olduğu dönemdi. Dönemin Devlet Başkanı Leonid Kuçma, aktif siyasetten çekilirken, kendi yerine, Başbakan Viktor Yanukoviç'i aday göstermişti. Fakat, kitlelerin Kuçma dönemindeki siyasi baskılara ve yolsuzluklara olan tepkisi, Yanukoviç'in Rusya yanlısı tutumuyla ve dönemin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Yanukoviç'e açık destek vermesiyle birleşince, kitleler, turuncu devrime büyük destek vermişti. (O dönemde Batılı "sivil toplum örgütleri"nin turuncu devrimin örgütlenmesindeki tavrı ve Batı yanlısı bazı devlet kuruluşlarının meydanlara toplanan halka çadır ve yiyecek temin etmeleri, görmezden gelinemez, elbette. Fakat, gelişmelerin bu iç dinamiğini de görmek gerekiyor).
Fakat, turuncu devrime büyük umutlarla destek veren ve Yuşçenko'nun seçilmesiyle Ukrayna'nın yolsuzlukların üstesinden geleceğini, gelişmiş ülkelerin arasına katılacağını düşünenler, kısa sürede, büyük hayal kırıklığıyla karşılaştı. Zira, birincisi, turuncu kesimin iki önemli ismi olan Viktor Yuşçenko ile Yulya Timoşenko kendi aralarında amansız bir mücadeleye girişti; ikincisi, yeni anayasa değişikliklerinin yetersizliği, devlet başkanı ile başbakan ve parlamento arasındaki anlaşmazlıklarda bütün devlet kurumlarının felç olmasına neden oldu ve ülke, büyük siyasi çalkantılara sürüklendi; üçüncüsü, "eski rejimin kirli çamaşırlarını ortaya dökme" vaadiyle iktidara gelenler, eski rejimin temsilcileriyle uzlaşma yolunu seçtiler; dördüncüsü, Rusya, gerek doğalgaz silahını kullanarak, gerekse Kırım'daki Rus nüfus aracılığıyla, Ukrayna'ya "çok da kayıtsız kalmadığını" göstermiş oldu.
Bu gelişmeler, halkın kısa sürede siyasetten soğumasına neden oldu. Küresel ekonomik kriz de, geçim sorununu halkın birincil önceliği haline getirdi.
Turuncu devrimin işbaşına getirdiği liderlere hayal kırıklığı duyanlar arasında, turuncu devrimi açıkça desteklemiş olan Batı dünyası da bulunuyor. Avrupa Birliği, önceleri Ukrayna'daki istikrarsızlığa yönelik eleştirilerini üstü örtülü olarak dile getirirken, son zamanlarda, sert eleştirilerini en açık bir üslupla söylemeye başladı.
-- İlk Turdan İkinci Tura Neler Değişti?
Ukrayna, 17 Ocak'taki ilk tur seçimlerde öne çıkan özellik, adayların, birbirlerinin kalesi olarak gördükleri bölgelerden oy alma çabasıydı. Turuncu devrimin "demir lady"si Yulya Timoşenko, son iki yıldır, Rusya ile gayet yakın ilişki içinde. Timoşenko'nun Rusya'da imzaladığı doğalgaz anlaşmasının hükümlerinin ne olduğu, bilinmiyor. Timoşenko, ilk tur seçimlerde, Yanukoviç'in kalesi olan Doğu Ukrayna'da egemen olabilmek için bir taraftan buralardaki maden ocaklarında çalışan işçilerin maaşlarına zam yaptı, diğer taraftan, Timoşenko ile Putin'in el sıkışırken çekilmiş resimlerinin olduğu ve altında "onlar anlaştı" yazısının bulunduğu afişlerle Doğu Ukrayna caddelerini süsledi. Yanukoviç de, Batı Ukrayna kentlerini gezerek, "bütün Ukrayna'nın lideri" olduğu mesajını vermeye çalıştı. Şunu da belirtmek gerekiyor ki, ilk turda Yuşçenko ve eski Parlamento Başkanı Arseniy Yatsenyuk gibi milliyetçi eğilimli adayların olması, Timoşenko'nun Batı Ukrayna'da oy oranının düşük olmasına neden oldu.
-- ABD ve Rusya'nın Tutumu
ABD ve Rusya da, bu seçim sürecinde, farklı bir tavır sergiledi. Rusya, bu seçim sürecinde, bir adaya açık destek vermek yerine, kamuoyu desteğinin iyice düştüğünü bildiği Yuşçenko'yu hedef tahtasına oturtmakla yetindi.
Turuncu devrime etkin destek vermiş olan ABD yönetimi, bu seçimlerle ilgili herhangi bir doğrudan yada dolaylı mesaj vermedi. Bunda, Timoşenko'nun Batı nezdinde prestij kaybetmesinin yanısıra, Yanukoviç'in ABD ile yakınlaşmaya başlamasının da etkisi var. Bir örnek: ABD'nin yeni Kiev Büyükelçisi John Tefft, Kiev'e varınca, ilk önce ana muhalefet lideri Yanukoviç'le, ondan sonra Başbakan Timoşenko ile görüştü.
Seçimlerin ilk turu, kamuoyu araştırmalarını yanıltmadı. İlk turu, Viktor Yanukoviç ile Yulya Timoşenko geçerek, ikinci tura katılmaya hak kazandılar. Yanukoviç'in oyların yüzde 35'ini alarak, oyların yüzde 25'ini alan rakibi Timoşenko'nun 10 puan önüne geçti.
-- Siyasette Yeni Bir İsim: Sergey Tigipko
İlk tur seçimlerin ilk sürprizi, hayatı boyunca iş dünyasıyla siyaset arasında gidip gelen Sergey Tigipko'nun üçüncü gelmesi oldu. Tigipko'nun siyaset sahnesinde diğer adaylara göre nisbeten yeni bir sima olması ve seçim sloganını ekonominin modernizasyonu ve Rusya'yla yakın ilişkiler üzerine kurması, ayrıca, diğer adaylardan farklı olarak seçim söylemlerini başka adaylarla çatışma üzerine oturtmaması, ona gerek Orta Ukrayna seçmenlerinin, gerekse, Doğu Ukrayna'da Yanukoviç'ten yana hayal kırıklığı yaşayan, fakat turuncu kesimdeki adaylara oy vermek istemeyen seçmen kitlesinin önemli bir bölümünün oylarını kazandırdı. (Bu arada hemen belirtelim, Tigipko'nun Doğu Ukrayna'da oy aldığı bölgeler, merkeze bağlılığın Donetsk, Lugansk ve Kırım gibi bölgelere göre daha güçlü olduğu Harkov, Zaporojye, Dnepropetrovsk ve Odessa bölgeleridir. Yoksa Donetsk, Lugansk ve Kırım, herşeye rağmen, bu seçimlerin ilk turunda da Yanukoviç'e bağlılığını korudu).
Bu durum, Tigipko'yu, seçimlerin ikinci turunun kilit unsuru haline getirirken, hem Yanukoviç, hem de Timoşenko, ona başbakanlık koltuğunu teklif ederek, seçimlerin ikinci turunda kendisileriyle işbirliği yapmasını teklif ettiler. Gelgelelim, Tigipko, bu teklifleri kabul etmedi. Tigipko'nun bu teklifleri reddetmesinin en önemli nedenleri arasında, parlamentoda desteğinin henüz bulunmaması ve bu şartlarda başbakanlık koltuğuna oturması halinde istenildiği zaman rahatlıkla görevden alınabilecek olmasının geldiği belirtiliyor.
-- Timoşenko, Milliyetçilerin Desteğini Alıyor
Timoşenko, ilk turda rakibinin on puan gerisinde kalmasının ve Rusya ile yakınlaşma politikasının seçimlerde Doğu Ukrayna'dan fazla oy getirmediğinin ortaya çıkmasının ardından, bu sefer, turuncu kamptan ikinci tura kalan tek lider olmanın verdiği avantajdan yararlanarak, milliyetçi eğilimlerin güçlü olduğu Batı Ukrayna'da milliyetçi söylemlere dayanan bir seçim çalışmasına girdi. Ukrayna'nın milliyetçi aydınlarının, siyasetçilerin ve milliyetçi eğilimli çeşitli kilise teşkilatlarının tamamına yakını, Devlet Başkanı Viktor Yuşçenko'nun seçimlerin ikinci turuna katılmama çağrısına uymayarak, Yanukoviç karşısında "kötünün iyisi" olarak değerlendirdikleri Timoşenko'yu destekleme yoluna gittiler. (Fakat, herşeye rağmen, Timoşenko'nun Batı Ukrayna'dan, Yuşçenko'nun 2004 seçimlerinde aldığı sekilde yüzde 90 oranında oy alması, Rusya'yla iyi ilişkileri de gözönünde bulundurulduğunda, biraz zor görünüyor).
-- Yeni Bir Krize Doğru mu?
Timoşenko, geleneksel olarak güçlü olduğu Orta Ukrayna'da da üstünlüğü yeniden ele geçirmiş durumda. Uzmanlar, Yanukoviç ile Timoşenko arasındaki farklın, seçimlerin son haftasında, yüz üzerinden üç puana kadar indiğini söylüyor.
Bu durum, bir taraftan da, olası bir krize işaret ediyor. Zira, uzmanlar, adaylar arasındaki farkın birkaç puana inmesi durumunda, seçimleri kaybettiği açıklanan adayın, seçimlere hile karıştırıldığı iddiasıyla seçim sonuçlarına itiraz etme ve ikinci turu iptal ettirip yeniden seçimlere gitme imkanının doğacağını belirtiyor.
Nitekim Timoşenko da, bu hafta içinde yaptığı açıklamada, seçimlere hile karıştırılması durumunda halkı sokaklara dökeceğini söyledi. (Halkın son yıllarda siyasete giderek uzak durduğunu ve birinci tur seçimlerin son yılların en düşük katılımlı seçimleri olduğu gözönünde bulundurulduğunda, Timoşenko'nun bütün taraftarlarını sokağa dökme olasılığı zor görünse de, siyasi partilerin üyeleri arasında bir çatışma olasılığına bazı uzmanlar tarafından, olasılık dahilinde olarak değerlendiriliyor).
-- Gerilimi Tırmandıran Son Dakika Gelişmeleri:
Ukrayna'da siyasi atmosferi geren iki önemli olay, seçimlere birkaç gün kala gerçekleşti. Ukrayna Parlamentosu'nda muhalefetin girişimiyle kabul edilen ve Yuşçenko tarafından onaylanan önergeyle, Seçim Yasası'na değişiklikler getirildi. Yeni düzenleme, seçim komisyonlarının toplantı yapabilmesi için üye sayısının en az üçte ikisinin hazır bulunması şartını kaldırıyor. Timoşenko, bu değişiklikle Yanukoviç'in atadığı üyelerin, kendisinin atadığı üyeleri devreden çıkartarak seçimlere hile karıştırabileceğini söylüyor. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı ile Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi de, Ukrayna'nın seçimlere iki gün kala yasa değişikliğinde bulunmasının, kaygı verici olduğunu bildirdiler.
Diğer bir son dakika sürprizi ise, Devlet Başkanı Yuşçenko'nun, Timoşenko'ya bağlılıklarını açıklamış olan Harkov ve Dnepropetrovsk valilerini başka gerekçeler göstererek görevden alması oldu. Yulya Timoşenko Bloku'ndan konuyla ilgili olarak yapılan açıklamada, Yuşçenko'nun kararını tanımayacakları ve söz konusu valilerin görevlerine devam edeceği bildirildi. Ukrayna'da çeşitli devlet organlarının farklı siyasi eğilimlerin denetiminde olması, seçimlerden sonra kurumlar arası çatışmanın yoğunlaşma olasılığını güçlendiriyor.
-- Seçimleri Kim Kazanır?
İki hafta öncesine kadar ağırlıkta olan değerlendirmeler, seçimlerin ikinci turunu da ana muhalefet lideri Viktor Yanukoviç'in kazanacağı yönündeydi. Fakat, adaylar arasındaki puan farkı, yüzde 3'e kadar düşmüş durumda. Seçimlerin kaderini, Doğu ve Güney Ukrayna'da bulunan, fakat merkeze nisbeten daha yakın olan Harkov, Dnepropetrovsk, Zaporojye, Herson ve Odessa kentleri belirleyecek.
-- Ukrayna Batı'ya mı, Yoksa Rusya'ya mı Yönelecek?
Ukrayna, 1991'den 2004'teki turuncu devrime kadar, Doğu ile Batı arasında denge politikası izlerken, Yuşçenko'nun göreve gelmesinden sonra, Ukrayna, pek çok alanda, Rusya ile çatışmacı bir dış politika izledi. Diplomatik çevreler, Ukrayna'da bu seçimlerde hangi aday kazanırsa kazansın, Ukrayna'nın Rusya ile iyi ilişkiler geliştireceği, fakat diğer yandan da Batı ile entegrasyon sürecinin devam edeceği değerlendirmesinde bulunuyorlar.
Avrasya Haber Portalı Editörü Deniz Berktay







